2 Süper Film Birden
Bu yazımda 2 tane güzel filmden bahsedeceğim. Bunlardan biri 2 Süper Film Birden diğeri de The Neverending Story (Hiç Bitmeyen Öykü). Bu filmleri geçen hafta bir süper markette indirim reyonundaki filmlere bakarken buldum. 5′er liradan aldığım bu filmlerden son derece memnun kaldım. 2 Süper Film Birden’i daha önce televizyonda izlemiştim. Tam hatırlamasam bile güzel bir film olarak aklımda kalmıştı. Ben de alayım hem tekrar izlerim hem de kenarda dursun dedim. The Neverending Story’i ise çocukluğumdan biliyorum. Hatırlamadığım bir kanalda çizgi dizisi vardı onu izlerdim. Neyse 2 Süper Film Birden ile başlayalım. İzlediğim diğer filmlerden çok farklı birşey, filmde Necati adlı karakter “Yerçekimi Sıfır” adında deneysel bir film çekmektedir. Filminin özellikleri ise senaryoya bağlı kalmadan ve profesyonel oyuncu kullanmadan yapılacak olmasıdır. Tabi bu nedenlerle yapımcılardan destek göremez. O da filmi için sermaye oluşturmak amacıyla haberler için bir televizyon kanalına satmak üzere sahte bir görüntü çeker. Şans o ki çektiği kaset mafyanın çektiği bir şantaj kasetiyle karışır. Devamını izleyerek öğrenin derim. Filmdeki karakterde onaylamadığım pek çok şey var gerçi. Necati’nin en bilinen lafı “Ben varsayım yapmam”. Bu lafı söylemenin oldukça garip olduğunu düşünüyorum, çünkü varsayım yapmazsan bir çok olaya çözüm üretemezsin dolayısıyla varsayım yapmaz değil yapamaz hale gelirsin. Bir de filmlerde senaryoya gerek yok diye düşünüyor. Senaryosuz film çekiyorum diyor ama yapacağı herşey kafasında hazır zaten. Senaryoyu yazmamış olması senaryonun olmadığı manasına gelmez. Gerçi filmiyle ilgili hayal kurarken bile aslında varsayım yapıyordur hani böyle olursa nasıl olur gibi. Dolayısıyla gerçekte savunduğu 2 şeye de uymamakta olan bir karakter. Bunca sert eleştirime rağmen film eğlenceli bir göz atın diyerek tavsiye ediyorum ![]()
Yazımın başında da söylediğim gibi bu filmi çocukken izlediğim çizgi filmiyle bağlantılı olduğunu bildiğim için aldım. (Çizgi filmleri hala sever izlerim bu arada) Filmi izleyip bitirdikten sonra öğrendim ki film 1984 yapımıymış. Gerçi eski olmasını bekliyordum efektlerden belli ediyordu kendini ama biliyorsunuz ki Türkiye’deki dizilerde falan o zamanki efektler ancak kullanılıyor. Örneğin ben Türk dizi/filmlerinde hala Geleceğe Dönüş filmindeki efektleri bile ararım. Her neyse bu filmin özetini vermeyeceğim ama hakkında söylenecek gerçekten çok şey var. Adamlar o zamandan insanların masal dünyasından uzaklaştığını görerek bu filmi çekmişler. Şu anda Türkiye’de uydu veya kablolu tvsi falan olmayan biri olarak çizgi film izlemenin ne kadar zor olduğunu biliyorsunuzdur belki. Ben çocukken saat 6da başlardı çizgi filmler ve öğlene kadar devam ederdi. Şimdi ise sabahları, dizilerin eski bölümleri falan veriliyor. Çocuklar için hiçbirşey yok. Öğlenleri insanların televizyonda evlendirildiği programlar falan filan. Kısacası demek istediğim artık ekranda çocuklar için bir şey yok. (Tabi uydu, kablolu tv falan var ise onlarda çocuk kanalları var ama ben olmadığını varsayarak anlattım) Gerçi filmin bahsettiği konu tam olarak çizgi film değil masallardan bahsediyor ama asıl anlatılmak istenen hayal dünyası ve çizgi filmlerin de hayal dünyasına çok şey kattığı bir gerçek. Filmden aldığım mesaj ise belki de hayatım boyunca kullanacağım birşey : “People who have no hopes are easy to control. And whoever has to control has the power.” Yani : “Umudu olmayan insanları kontrol etmek kolaydır. Ve onları kontrol eden güce sahip olur.” Bu mesajın özellikle gelişme aşamasında olan çocuklara çok şey katacağı düşüncesindeyim. Eğer bu yazımı okuyan kişi çocuk sahibiyse kesinlikle bu filmi çocuğuna izletmesini tavsiye ederim. Bu yazımda söyleyeceklerim bu kadar, buraya kadar okuyan herkese teşekkürler.

05 Mayıs 2008, 12:49 tarihinde.
mustafa tamamen katılıyorum aslında şimdiki hayatta en büyük güç para o varsa yönetilecek birileri ve birşeyleri bulabiliyorsun. güzel yazılarının devamını diliyorum
05 Mayıs 2008, 14:32 tarihinde.
Yalçın Amca yorumunu için teşekkürler. Evet maalesef şöyle ki dünyanın güzel bir yer olabileceğine insanların iyi olabileceğine kimsenin umudu kalmamış, o yüzden de herkes kendimi nası kurtarabilirimin peşinde. Dolayısıyla 2 kilo pirinç için oyunu satan insanlardan bahsediyoruz, bilinçlendirilmekten korkan insanlardan. Bu insanları yönetmek ise bi yerlerden çok güzel mali destek alan ve insanların gelirlerini azaltarak bazı şeyleri bedavaya veren ve bu şekilde insanları etkileyenlere düşüyor. Bakalım insanlar tekrar neyin doğru neyin yanlış olduğunu ayrıt etmeye başlayabilecek mi?